TR / EN

Voltla Team / 20.01.2024

Elektrikli Araçların Gelişimi

Elektrikli Otomobillerin Tarihi

Dünyanın ilk elektrikli otomobili 1894 yılında Pedro Salom ve Henry G. Morris tarafından icat edilse de bunun ilk hazırlıkları çok daha öncesine dayanıyordu. 1834 yılında Amerikan demirci Thomas Davenport, büyük uğraşlarla ilk elektrik motorunu icat etti. Bu icadı, bir batarya, bir pivot ve iki elektromıknatıstan oluşan küçük bir lokomotifti.

Bu icadın ardından Davenport, tramvayların elektrifikasyonu üzerinde çalışmaya başladı. Dünyanın ilk elektrikli otomobilinin mucitleri olarak bilinen Salom ve Morris, Davenport’un akülü tramvay projesinde çalışıyordu. İlk elektrikli otomobil fikri ise işte bu ikili sayesinde hayata geçti.

Thomas Davenport’un ilk buluşuna paralel olarak 1832-1839 yılları arasındaki aynı dönemde İskoçya’da Robert Anderson’da çalışmalar yaparak elektrikli araç icat etmeyi başarmıştır. Fakat Robert Anderson’un icat ettiği otomobilde şarj etme özelliği olmadığı için günlük hayattaki düzenli kullanıma maalesef uyum sağlayamayarak ömrünü yitirdi.

1897 yılına gelindiğinde ABD’de elektrikli ticari taksiler kullanılmaya başlanarak elektrikli otomobillerin kullanımı giderek yaygınlaşmıştı. Aynı dönem içerisinde Boston, New York ve Chicago gibi büyük şehirlerdeki otomobillerin büyük çoğunluğu da elektrikli araçlardan oluşuyordu.

Morrison marka elektrikli araçları ardından, Baker Electric, Lohner Porsche, Detroit Electric, Edison Ford, Vectress gibi markalar da takip etti.

 

 

1900’lü yılların başında benzinli araçlardan daha çok elektrikli araçlara önemli bir talep vardı. Bu dönemde üretilen benzinli araçlarda meydana gelen, titreme, gürültü ve ses problemi elektrikli araçların tercih edilmesinde önemli role sahipti.

 

 

Fakat 1908 yılında Henry Ford, seri üretime aldığı yeni benzinli araba olan Model T’yi tanıttı. Ford’un yaptığı bu hamle ile Amerikan otomobil pazarını başta aşağı değiştirdi.

1912 yılında ise satışlarda rekor kıran elektrikli araçların yerini, seri üretimde imal edildiği için daha uygun olan benzinli araçlar aldı.

İnsanların, daha uzun mesafeli araçlara duyduğu istek, elektrikli araçlardaki beygir gücü eksikliği ve benzine ulaşımın kolay olması gibi nedenlerden ötürü 1920’lerde elektrikli araçlar artık tercih edilen bir ürün olmaktan çıktı.

1960’lara gelindiğinde özellikle fabrikaların yoğun üretim yapması, otomobillerin sayısının artması ve ısınmada kullanılan zararlı yakıtlar nedeniyle Avrupa ve Amerika’da binlerce kişinin hayatına mal olan bir dizi hava kirliliği sorunu ile karşı karşıya kalındı. Bu olayların ardından 1970’lerde çevreye daha az zarar vermesi nedeniyle elektrikli araçlar yeniden gündeme taşındı.

1973 yılında çıkan OPEC Petrol Krizi nedeniyle benzin fiyatlarının artması, benzinli araçlara alternatif arayışının ortaya çıkmasına neden oldu ve bu dönemde elektrikli araçlar konusundaki çalışmalar yeniden hız kazandı.

1990’larda Temiz Hava Yasası Değişikliği ve Enerji Politikası Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile elektrikli araçlar yeniden gündemde yerini almaya başlarken, bu alanda yapılan yatırımlara da destek verildi.

General Motors CEO’su Roger Smith, “dünyanın en verimli üretim aracı” olarak adlandırılan elektrikli otomobil EV1’in üretimini tamamladı. 1996 yılında kiralanan 1.117 adet araç, sadece California, Arizona ve Georgia’dakilerin kullanımına sunuldu. Kullanıcılardan çok olumlu yorumlar almasına rağmen belirli bir süre sonra kiralama sürelerinin dolması gerekçesi ile toplatılarak, hurdalığa atıldı. Şu an bu modelden 40 adet müzelerde sergilenmek üzere tutulmaktadır.

2004 yılında otomobil üreticisi olan Tesla Motors, Tesla Roadster üzerinde çalışmalara devam ederek geliştirmelere başlamış ve 2008 yılında piyasaya sürülen araç, 2012 yılına gelindiğinde 2.000’den fazla satmıştır. Belki de bu adım elektrikli araçların kaderini değiştiren en önemli hamlelerden biri olmuştur.

Elektrikli araçlarda teknolojik gelişmeler, özellikle batarya teknolojisi ve motor verimliliği konusunda büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. İlk elektrikli araçlar, sınırlı menzil ve düşük hızlarla sınırlıydı. Bugün, birçok elektrikli araç, yüzlerce kilometre menzil sunarken, hızlı şarj teknolojisi sayesinde, bataryalar çok daha hızlı şarj edilebiliyor. Elektrikli otomobil performansı da önemli ölçüde gelişerek neredeyse bir spor araba kadar ve hatta bir spor aradan bile güçlü hale gelen birçok modeli günümüzde keşfediyoruz.

Ayrıca, teknolojik ilerleme ile birlikte birçok elektrikli otomobil olağanüstü tasarım detaylarına sahipken benzer şekilde güvenlik ve otonom sürüş ile çok daha konforlu ve kullanıcı dostu hale geldiklerini söylemeden geçemeyeceğiz.

Sonuç olarak, son yıllarda çevresel kaygılar ve enerji sürdürülebilirliği konularındaki artan farkındalık, elektrikli araçlara olan ilgiyi yeniden canlandırdı. Teknolojideki hızlı ilerlemeler, pil teknolojisinin gelişimi ve otomotiv endüstrisinde yapılan büyük yatırımlar, elektrikli araçların popülerliğini artırdı. Önde gelen otomobil üreticileri, elektrikli araçlar için daha uzun menzil sunan, daha hızlı şarj edilebilen ve daha ekonomik modeller geliştirmek için yarışıyorlar.

Ayrıca, çeşitli hükümetlerin ve çevre odaklı kuruluşların teşvikleriyle elektrikli araçlar, dünya çapında daha fazla destek görüyor. Bunun sonucunda, elektrikli araçlar giderek daha erişilebilir hale gelmekte ve sıfır emisyonlu taşıt seçenekleri arasında önemli bir yer edinmektedir.

Bugün, elektrikli araçlar artan bir ivmeyle yaygınlaşıyor ve gelecekteki taşıt teknolojisinin şeklini belirlemede önemli bir rol oynuyorlar. Daha temiz bir çevre için önemli bir adım olan elektrikli araçlar, teknoloji ve çevresel sürdürülebilirlik açısından umut vaat etmektedir.

Elektrikli OtomobilÇevresel SürdürülebilirlikBatarya Teknolojisi

Voltla ile Tüm Marka Şarj İstasyonları Tek Uygulamada

App Store Google Play